VERGİ
Bizim Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır...
Devletin topladığı vergi
dağılımını tartışırlar... Konuşmacılardan biri Amerikalı,
biri Avrupalı, biri de Temel..
Ortaya bir fikir atılır... Halktan toplanan vergiler nasıl
dağılım yapılacak. Amerikan
vatandaşı söz alır:
Bizim Amerika’da önce yere bir çizgi çizeriz ve sonra
topladığımız vergileri havaya
atarız... Çizginin soluna düşen paraları halka hizmet
olarak geri veririz, sağ tarafta
kalan devlete kalır, yatırım yaparız... Derken Avrupalı
söz alır ve: Bizim Avrupa’da
başka ama ona benzer bir uygulama yaparız... Önce
yere bir daire çizeriz... Halktan
toplanan vergileri havaya atarız. Dairenin dışında kalan
halka hizmet olarak geri döner,
dairenin içine düşenleri devlet harcamalarına kullanırız...
Sıra bizim Temel’e gelir ve
başlar anlatmaya: Ula uşaklar ne güzel anlattunuz.
Keşke bizda sizun çirkefluklerunuzi
değil da habu çalışkanluğunuzi alsak... İnanun bizum
öyle bir uygulamamız yok... Bizde
daha kısa oluyi... Bi kere öyle yere çizgi çizmezuk...
Bizde hükümet halktan toplar
vergileri... Atar havaya. Yere düşenleri kendilerine
harcama yaparlar... Havaya kalanlar
halka hizmet olarak geri döner...
GEÇİM ÇARESİ
Siyasiler boş yere kavga ederse ekonomi de
vatandaşa kalır... Temel, Dursun ve İdris’in
parasızlıkları canlarına tak eder. Bir taraftan
işsizlik bir taraftan geleceği kapkara bir
siyaset... Ekonomi ve enflasyonu bırakan
siyasiler devamlı kavga ederler... Bunlar da
oturur geleceğimizi, yani ekonomi, işsizlik
nasıl çözülür onu tartışırlar. İdris söz alır:
Uşaklar ben en hızlı kalkunmanun yolini
buldum... Bi uçak filosu yolliyalum. New
York’i bombaliyalum... Sora da Amerika bize
atom atar. Teslim oluruk. Sora da Japonya
gibi çikaruk ortaya aha zengin oldun... Dursun
atılır: Ula daha kolayi varken öyle niye
edeyruk... En iyisi Amerika’ya savaş ilan
edelum Beşinci Filo oriya çıkarma yapar...
Savaşı kaybederuk... Ardından Almanya
gibi ortaya çikaruk aha zenginsun. Sonunda
Temel atılır, kafasını kaşır ve: Ula uşaklar
ya savaşi biz kazanursak, oni hiç hesap
etmedunuz...
MÜTEAHHİT TEMEL
Bizim Temel, Amerikalı ve İngiliz’le telefon
direği dikme ihalesine girmiş. Müdür şöyle
bir öneri getirmiş:Hepiniz aynı teklifi verdiniz
ama bizim için sürat önemli. Bir yarışma
yapalım, kim daha çok direk dikerse ihaleyi
o alacak...Üçüne de 5 saat süre ve yeterince
direk verilmiş. Amerikalı 40, İngiliz 50, Temel
de sadece 4 direk dikmiş. Müdür kızmış:
Nasıl olur, bak diğerleri bir sürü direk dikmiş...
Mudür bey siz onların diktuğu direkleri
görmedunuz... Nerdeyse tamami dişarda...
KAPLUMBAĞA TEMEL
Dört kaplumbağa, pikniğe çıkmaya karar vermiş.
Erzakları hazırlayıp; bir yıl, iki yıl, beş,
on yıl derken, otuz yıl sonra piknik yerine varmışlar.
Gazozları, yiyecekleri, herşeyi ortaya
çıkarmışlar. Bir bakmışlar gazoz açacağı yok.
Tek çözüm, birinin eve gidip açacağı alıp
gelmesi. Görev, içlerinde en küçük kaplumbağa
olan Temel'e düşmüş. Genç kaplumbağa:
Ben gelene kadar buradaki yiyeceklere dokun-
mazsanız giderim... Diğerleri bunu kabul
etmiş. Temel, yola çıkmış; bir,iki, on, yirmi yıl
geçmiş. Bu arada, yaşlı kaplumbağalardan
biri fenalaşmış. Arkadaşları ne yapsa faydasız,
son bir dileği olup olmadığını sormuşlar:
Gerçi genç kaplumbağaya söz verdik ama,
şuradaki sarmalardan bir tanesini yesem olur
mu?...Elbette...Diyerek, sarmalardan birini
vermişler. Tam ağzına atacağı sırada, genç
Temel, çalıların arasından fırlamış:Gitmiyorum
işte, gitmiyorum...
- Paluklar neden konuşmiyi temelciğum -
Paşini akvaryuma sok anlarsin,Fadimeciğum
Temel'in 8 tane çocuğu varmış. Ama hepsi
de birbirinden salak, geri zekalıymış. Temel
ve karısı Fadime doktora gitmişler, durumu
anlatmışlar. Böyle böyle biz artık çocuk
istemiyoruz demişler. Doktor bunlara 1
-2 kutu prezervatif vermiş. Nasıl kullanıla-
cağını falan anlatıp yollamış. Neyse bunlar
kullana kullana bir gün prezervatifleri kalmamış.
Temel kara kara düşünmeye başlamış . Ne
yapsak
ne etsek diye Fadime " Dur ben sana dantelden
örüvereyim demiş." Ölçüyü falan almış 1
-2 gün içinde örmüş. Aradan 9 ay geçmiş. Temel
ile Fadime nin 1 çocukları daha olmuş . Zamanla
çocuk büyümüş, 9-10 yaşlarına gelmiş. Ama nasıl
bir çocuk zeki mi zeki, fırlama
mı fırlama . Önceki 8 ine hiç benzemiyor. Tüm
sınavlarda birinci, sporda tüm şehrin en iyisi,
köyün en zeki, en atılgan çocuğu olmuş. Bir
gün Temel kahvede otururken sormuşlar. "
Ya Temel senin 9 çocuğun 8'i deli mi deli
bu sonuncusu nasıl oluyor da bu kadar
akıllı oluyor? " Temel gerine gerine cevap
vermiş. " Süzme o, süzme..!
-+-
Temel ile Fadime Köye hakim yamaca
oturmuş, sohbet ediyorlarmış. Temel ne
yapsakda sevişsek diye fırsat kollarken
Fadime:" Temel sağa apantisut ameliyatı
olduğum yeri cöstereyim mi?" diye sorar.
Temel hemen kabul eder.
" He cöster." Fadime"Ha şu karşıçi sarı
binanın içinci kati
-+-
Temel dahiliyeci olmuş ve buna bir
gün kadının biri gelmiş, demiş ki:
-Doktor bey ne yesem onu sıçıyorum.
Pasta yiyorum pasta cıkıyor ekmek
yiyorum ekmek çıkıyor,demiş. Temel de :
-O zaman bok ye, demiş
-+-
Temel hayvanları araştırma konusuna
oldukça ilgi duymaktaymış. Bir gün bu
merakını gidermek için laboratuarını
kurarak çalışmalara başlamış. Örnek
hayvan olarak bir PİRE almış. Çok
hassas aletler ile bu işe başlayan
Temel, eline çok hassas bir neşter
alarak pirenin ayaklarının ucundan
biraz kesmiş ve masanın üzerine
bırakmış ve pireye ZIPLA BAKAYIM
diye seslenmiş, doğal olarak zıplayarak
dolaşan bir hayvan olan pire yarım
yamalak da olsa zıplamış, o sırada
Temel hemen yakalayarak ayaklarının
tamamını yontmuş ve masanın üzerine
tekrar bırakarak seslenmeye başlamış.
ZIPLA BAKAYIM, ULA ZIPLASANA, ZIPLA
BE HAYVAN. Fakat ayakları kesilen pireden
hiçbir hareket yok..... Temel hemen kalem
kağıdı alarak raporu yazmaya başlamış.
PİRE incelendi. SONUÇ: "PİRE'nin ayakları
kesilince kulakları duymamaktadır
-+-
Temel bilim adamı iken bir arkeoloji
araştırmaları konferansına davet edilir.
Amerikalılar anlatmaya başlar;
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25
metre aşağı indik ve telefon kabloları
bulduk. Öyleyse bizim atalarımız asırlar
önce telefon kullanmışlardır. Sıra
türkiyeye gelir ve Temel başlar anlatmaya
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50
metre aşağı indik ama birşey bulamadık.
Öyleyse atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır
-+-
Temel eczacılık fakültesini bitirmiş.
Fakat eczane açacak parası yok,
Girmiş bir eczaneye:
- Beyefendi sizde soğan var mı?
Adam Temel'i başından savmış.
Temel bu durur mu? Hergün yeni
saçma soru larla geliyormuş.
Birgün eczacı Temel'e:
-Kardeşim senin derdin ne?
-Burayı bana sat. Eczaci kurtulmak
icin eczaneyi satmış,birkaç gun
sonra Eczaneyi satan adam içeri
girmiş,Temel'e: -Siz de soğan
varmı? demiş... Temel adama '
biz de soğan var ama senin
reçeten var mı?'demis
Öğretmen derste çocuklara
sormuş:
çocuklar kim cennete gitmek
ister Temel hariç bütün
öğrenciler parmak kaldırır
öğretmen Temele sorar:
temel sen niye parmak
kaldırmıyorsun
Temel şu cevabı verir:
-annem dediki okuldan
sonra hemen eve gel
--+--
Temel çok para kazanmış.
Ailece lüks bir lokantaya
gitmişler. En pahalı şarabı
seçip ısmarlamış.
- Garson “ Hangi yıl tercih
ederdiniz, diye sorunca,
- Temel “ Pi mahzuru yoksa
hemen isteyrum.”
-+-
Temel ve dursun yaz tatillerinde
Antarktika'ya gitmeye karar
vermişler. Uzun bir yolculuktan
sonra buzlar diyarına varmışlar.
Bir rehber bulamadıklarından
kendileri gezmişler uzun buz
ovalarını. ertesi sabah bir rehberle
anlaşarak kıtanın en güzel yerlerini
rehber eşliğinde
gezip merak ettiklerini soruyorlarmış.
Bir ara Temel rehbere seslenerek
- " Pardon burada hiç beyaz kadın var
mı ? " diye sormuş,
- Rehber "Tabiî ki var, buradaki
kadınların yüzde doksanı beyazdır"
demiş. - "Peki siyah kadın var mi?"
- "Eh bir kaç tane var bu civarda"
- "Pekİ siyah beyaz kadın var mı"
rehber son derece şaşkın bir şekilde
- "Tabiî ki hayır ben hiçbir yerde
rastlamadım böyle kadına" Cevaptan
hiç de hoşnut kalmayan
Temel Dursun'a dönerek
- " Ula dursun yoksa dün akşamkiler
penguen miydi?????".
-+-
Temel Londra'ya uçakla seyahat
ediyormuş. Uçakta her şey normal
iken birden pilotun sesi
duyulmuş:
- "Sayın yolcular, uçağımızdaki 4 motordan
bir tanesi bozuldu, ama biz 3 motorla rahat iniş
yapabiliriz" Neyse rahatlar herkes. 15 dakika
sonra bir anons daha:
- "Sayın yolcular maalesef 1 motorumuz daha
bozuldu ama biz 2 motorla inişi yapacağız"
Herkes rahat ama bir anons daha gelmesinden
korkmaktadır. 20 dakika sonra bir anons
daha gelir:
-"Sayın yolcularımız 2 motordan biri daha bozuldu
ama biz en iyisiyiz ve 1 motorla inişi size
garanti ediyoruz" Herkes ohh çeker rahatlar. Temel
ise panik içinde:
- "Uyy bu motorda bozulursa havada kalacağuz
-+-
Temel oğluna parmakların isimlerini öğretiyormuş.
"Bak uşağum bu baş, bu işaret, bu orta,
bu yüzük ve buda serçe parmak. Anladınmı?"oğlu
kafasını sallayarak hayır demiş.Temel bir
kez daha anlatmış ve tekrar sormuş " anladın mı
uşağum?".Çocuk tekrar hayır demiş.Bir
daha, bir daha derken en sonunda çocuk anladım
deyince, Temel elini sallayarak "bak
bakalım bir de karıştırarak sorayım" demiş
-+-
Temel Almanya'ya işçi olarak çalışmaya gider.
Uçaktaki koltuğunun hemen yanında dünya
tükürük şampiyonu oturmaktadır. Adam bir
tükürür ve tükürük Temelin kulağının yanından
mermi gibi geçer.
- Adam: "Ben 96 olimpiyatları dünya şampiyonu
Almanya'dan Hans" der. Temel tabi şaşırır.
Bir müddet sonra adam bir daha tükürür ve
tükürük Temelin kafasını sıyırarak gider.
-Hans: "Ben 2000 dünya tükürük şampiyonu
hans"der. Temel artık dayanamaz ve Hans'ın
suratının ortasına tükürür.
-Temel: "Daha acemiyim." der
Aslan oglu aslan
Temel askere ilk gittiği zaman komutanin
biri askerlerin hepsini çağirarak benim adim
aslan oğlu aslan demiş ve ismimi her geldiğim
zaman herkese soracağim demiş ve
gitmiş! Ve 1< 2 gün sonra gelmiş ve askerlere
adini sormuş ve sira temele geldiği
zaman benim ismim ne diye sormuş ve temel
bi hayvan oğli hayvan du ama çikartamadim...
TEMEL VE KÖPEĞİ
Temel ve köpeği Karabaş trene binerler.Aynı
kompartmandaki yolculardan biri Temel'e:
Köpeğinize dikkat edin lütfen,şu anda kocaman
bir pirenin vücudumda dolaştığını
hissediyorum.
Temel gayet sakin:
Uy karabaşum dikkat edesun,bu adamda ppire
vardur,sana ta geçebulur.
İNANMAZSIN
Kadinin biri evindeki dolaptan sikayetciymis.
Çunku yoldan otobus gecince ses cikartiyormus.
Dolabini yaptirmak icin kocasina soylemeden
bir tamirci cagirmis tamirci eve gelmis ve dolabi
neresinden ses ciktigini anlamak icin dolabin
icine girmis ve otobusun gecmesini beklemis.
Tamirci dolaptayken eve kadinin kocasi girmis
ve dolaptan bir sey almak icin dolabi acmis bi
bakmis icerde bir adam. SormuŞ ne isin var
burada diye adamda soyle cevap vermis:
valla abi otobus bekliyorum desem inaanmassin....
UNUTKAN TEMEL
Temelde aşırı bir unutkanlık başlamış.Bu
rahatsızlığı sebebiyle doktora gitmiş.Doktor
Temel'e nesi olduğunu sormuş.
Temel:
son günlerde çok unutkan oldum herşeyi
çok çabuk unutuyorum demiş.
Doktor:
hımm peki ne zamandan beri bu durum var?
Temel:
ne durumu doktor bey?
Temel duş almaya girer, şampuanı saçlarına
boşaltıp ovalamaya başlar. Sırtını keselemeye
gelen annesi sorar :
Oğlum kafanı ıslatmayacak mısın ?..
Temel cevap verir : “ Yok anne bu şampuan
kuru saçlar içinmiş...!!
-+-
Temel bir gün kahveye girmiş. Üstü başı
yırtıkmış. Ne oldu diye sormuşlar.
-Temel: "Kaynanamı gömdük."diye cevap vermiş.
- Kahvedekiler: "İyi de bu halin ne?"
-Temel: "Biraz direndi de
FADİME FEMİNİST OLURSA
Dünya Feministler Kongresinde konuşmacılar
görüş belirtmektedir. Amerikalı bir hanım şöyle der:
Ben iyi bir şirketin genel müdürüyüm. Artık
alışveriş yapmaktan bıktım. Kocama "bundan
sonra alışverişleri sen yap" dedim. Baktım,
birinci gün oralı olmadı, ikinci gün oralı olmadı,
üçüncü gün yaptı...
Alman konuşmacı:
Ben iyi bir şirkette üst düzey yöneticiyim.
Bir gün kocama "ben artık bulaşıkla
ilgilenmekten bıktım, biraz da sen yıka"
dedim. Birinci gün yapmadı, ikinci gün
yapmadı, baktım üçüncü gün yapmış...
Fadime kürsüye çıkmış:
Ben kendimi bildim bileli temizlikçiyim.
Geçen gün Temel'e "ben artık çamaşır
yıkamaktan mahvoldum, biraz da sen
yıka" dedim. Birinci gün göremedim,
ikinci gün göremedim, üçüncü gün
gözüm yavaş yavaş görmeye başladı...
KIZARTMA
Bizim Temel karakolda başkomiserdir.
Bir gün bir kadın gelir:
Komiser bey komiser bey! Kocama
tavuklu bezelye yapacaktım ... Ben
onu haşlayana kadar kocamı markete
bezelye almaya gönderdim. Gidiş o
gidiş gelmedi... Ben ne yapacağım?
Komiser Temel kadına hiç bakmadan:
En eyisi siz o tavuğu kizartma yapin.
3 VAMPİR
3 vampir varmış Biri alman biri ingiliz
biriside bizim temel bunlar havada
uçarlarken alman aşağıya inmiş
ağzı burnu kan içinde gelmiş:
almana sormuşlar:
Neden ağzın burnun kan içinde?
Almman:
Aşağıdaki kadının kanını emdim .
ingiliz aşağıya inmiş ağzı burnu
kan içinde gelmiş.
İngiliz'e sormuşlar:
Neden ağzın burnun kan içinde?
İngiliz:
aşağıdaki adamın kanını emdim.
Temel'de aşağıya inmiş oda ağzı
burnu kan içinde gelmiş.
Temel'e de sormuşlar:
Neden ağzın burnun kan içinde?
Temel.
Aşağıdaki direği görüyormusunuz?
Vampirler:
Evet.
Temel:
ama ben görmedim.
AYAKLARI UZUN
Temel yeni yaptığı ahırına hayvanları
yerleştiriyormuş. Fakat sıra develere
geldiğinde, develerin kapıdan
geçemediğini anlamış. Başlamış
kapının üst kısmını parçalamaya.
Ordan geçen biri.
adam Birader napıyon sen?
temel:
Ula devenin boyni çok uzun , kapıyu
uzatayrum
adam:
Ulan salak kapının girişindeki toprağı
biraz kazsana..
temel:
Salak sensin da, devenin boynu uzun
ayakları değul !!!
HOCAM TEMELE BİR ŞANS DAHA VER
35 yasini deviren Temel hala ilkokul
diplomasini alamamistir. Ayni ogretmen
de ona hala sans vermekte ama faydasi
olmamaktadir. Trabzon ahalisi artik
hocaya kizmaktadir. Bunun uzerine
hoca Avni Aker,de kamuya acik son
bir sinav daha yapmaya karar verir.
Gun gelir ve sinav baslar. Hoca sorar
:2 kere 2 ne eder.
Temel dusunur dusunur ve ....5 der.
Stadtan bir ugultu yukselir.
Oglum heyecenlanma iyi dusun.Temel:
... 3 der. Stadtan daha yuksek bir ugultu yukselir.
Oglum sana son bir sans daha veriyorum.
Heyecanlanma iyi dusun.Temel:
'4!'
Stadtan:
'HOCA TEMELE BİR ŞANS DAHA VER,
HOCA TEMELE BİR ŞANS DAHA VER!....!
BEN NE YAPIYORUM?
Bizim Temel’le Dursun Almanya’da bir
gün arabayla gezmeye çıkarlar... Tabii
otobandan giderken alışmışlar burda
suratli gitmeye. Dursun tahrik eder:
Ula bas kaza nerdeyse at arabasi
bize yetişecek.
Temel bu durur mu. Hız sınırını çoktan
aşmıştır. Birden yoldan çıkıp yokuştan
aşağı ağaçların arasına paldur küldür
giderken Dursun atılır:
Ula ne oldi eyi giderken birden
sallanmaya başladuk.
Temel heyecanla:
Ula Dursun, sorma önüme bi
köpek çikti...
Dursun:
Ula uşağum ezseydun oni da
geçseydun...
Temel:
Ula ben neye uğraşıyorum
zannedeysun...
SAĞIR KİM?
Temel doktora gitmiş:
Doktor bey, Bizum Fadime
sağır herhalde, sorularima
cevap vermeyi... Karınızın
sağırlık derecesini ölçelim.
Siz bir soru sorun, duymaz
ise beş adım yaklaşıp soruyu
tekrarlayın. Ne kadar mesafede
duyuyor bilelim.
Temel, deneme yapmak için
eve gittiğinde Fadime'yi yemek
yaparken bulmuş:
Karıcuğum bugün yemekte
ne var? Ses yok... Beş adım
yaklaşıp bir daha sormuş. Çıt
yok... Bir beş adım daha
yaklaşıp yine sormuş:
Kiz Fadime saa diyrum, yemekte
ne var?
Bak Temel, dördüncü kez söyliyrum,
yemekte hamsili pilav var...
Nasa uzay üssünde yeni bir deneme
yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar
arasından Temel, astronot adayı
olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça
sıkı testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci
bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş.
Beklenen an gelmiş ve Temel bir
maymunla birlikte uzay mekiğine
binerek havalanmış. Atmosfer
aşıldıktan sonra Temel'in ilk işi;
kendisine sıkı sıkıya söylenildiği
gibi zarfları açıp maymunun ve
kendisinin görev kartlarını okumak
olmuş. Maymunun görevleri: "
Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol
altında tutmak; her 2 saatte bir
yörüngedeki sapmaları ayarlamak;
füze içindeki hava basıncı, ısı,
iletkenlik değerlerini aşağıya
bildirmek; yakıt harcamasını ve
motorların sırasını belirlemek..."
diye devam ederken; okumaktan
sıkılan Temel, kendi görev kartını
açmış : "Maymunu iyi besle!"
-+-
Temel arabası ile Taksim Meydanında
dönüp duruyordu. Aynı trafikçinin önünden
beşinci defa geçerken, polis de merak
etti ve Temel'i durdurup sordu: - Bir yeri
mi arıyorsunuz? Niye meydanın etrafında
dönüp duruyorsunuz? Temel: - Sol sinyal
takıldı da..
-+-
Temel otobanda köklemiş gazı, gidiyor...
Bakmış bir tabela: "YAVAŞLA 80 km."
Hızını o an 80'e indirmiş Temel. Az
sonra bir tabela daha: "YAVAŞLA 60 km."
Temel 60'a inmiş. Merakla giderken yeniden
bir tabela: "YAVAŞLA 40." - "Yolda çalışma
var galiba!" deyip 40'a düşürmüş hızını.
Epeyce sonra yine bir tabela: "YAVAŞLA
15 km." Talimata uyarak 15 km.'ye düşmüş
Temel. Yolun en sağından tıngır mıngır
gidiyor. Ama meraktan da çatlayacak.
Uflaya puflaya bir saat daha gittikten
sonra yeni bir tabela görmüş: "YAVAŞLA'YA
HOŞ GELDİNİZ, NÜFUS: 2500"
-+-
Temel ile Dursun promosyonlu
meşrubat alırlar. Meşrubatı açan
Temel hemen kapağa bakar: - "
Tekrar deneyin." Kapağı kapatıp
yeniden açar ve okur: - "Tekrar
deneyin." ... ... ... En sonunda
sinirlenen Temel: - "Ula Tursun.
Ha punlar pizi kandıriy! İki saattir
deneyrum hala pi şey çıkmadi."
-+-
Yeni asker olan Temel'e komutanı
sormuş: - "Savaşta siperdesin,
sağ taraftan düşman askeri
geldiğini gördün. Peki ne yaparsın?"
Temel heyecanla cevap verir: -
"Hemen çevirir silahımı üzerlerine
ateş açarım komutanım." Komutan
tekrar sormuş. - "Peki, karşıdan
geliyorsa?" - "Karşıya ateş açarım,
komutanım." - "Arkadan geliyorsa?"
deyince komutan, Temel dayanamamış: -
"Komutanım, bu ordunun benden başka
askeri yok mu?"
-+-
Temel Karayolları Müdürlüğünde işe
alınmıştır; görevi ise yollardaki çizgileri
çekmektir. Temel'e bir kutu boya ve fırça
verilir. Temel çizgileri çekmeye başlar.
Bir gün amiri gelir ve çizelgeye bakar;
"1. gün 500 metre, 2. gün 300 metre, 3.
gün 150 metre, 4. Gün 100 metre.." "
Temel", der "her gün gittikçe tembel-
leşiyorsun galiba?" Temel cevap verir: "
Aksine amirum daha çok çalışayrum
lakin gün geçtikçe boya kutusundan
daha fazla uzaklaşayrum."
-+-
Temel araba sürerken kırmızı ışıkta
geçmiş.Tabii bunu gören polis temeli
durdurmuş. Polis: - "Ehliyet ve ruhsat
beyfendi!" Temel: - "Verdunuzda mi i
steysunuz.."
İngiliz, Fransız ve Laz gene beraberler..
İngiliz - Golf için bir sopa, bir top ve bir
delik gerekir, bende bir sopa var. Fransız: -
Bende de bir top var. Temel: - Ben
oynamıyorum.
HALİNE ŞÜKRET
Dursun, çok feci bir trafik kazası geçirir...
Koma halinde hastaneye kaldırırlar.
Tedavi olurken kendine gelir. Yatağında
bakar ki bir kolu yok... Hepten morali
bozulur, asabileşir. Bir taraftan da
hastaneyi birbirine katar:
Ben tek kolla nasıl yaşarım şimdi!
Diye bağırıp çağırır. Kendini hastanenin
penceresinden atıp intihar edeceğini söyler.
Doktorlar başına toplanır, bakarlar Dursun
ciddi, başlarlar nasihata:
Bak evladım, insan tek kolla da yaşayabilir,
ölmediğine şükretsene. Sonra beterin
beteri var. Geçen yıl Temel de kaza geçirdi.
Onun iki kolunu birden kesmek zorunda
kalmıştık... Ama o senin gibi bağırıp, hastaneyi
birbirine katmadı. Şimdi de gül gibi
yaşayıp gidiyor. İnanmazsan git de bak.
Dursun, bir an sakinleşir, gider yukarı
mahallede Temel'i bulur. Bir de bakar ki,
Temel'in hakikaten iki kolu kesik ama,
Temel bahçede kıvır kıvır oynuyor, hem de
nasıl oynuyor...
Bizim Dursun'un kafası karışır ve
hayretle Temel'e yaklaşır:
Ula Temel, eyi ki seni gördüm,
yoksa hayatum gideyidi. Ula
bizim bi kolumuz kesildi
diye intihar edeceğidum. Ama
senin, iki koli kesik vaziyette,
hem de bi dansöz gibi
oynamana karşı teselli oldum...
Şu dünyanın haline bak, benum tek
kolum kesildi
diye intihar edecek kadar beyinsuzum,
sense iki koli yok göbek atays
un... Derken, Bizim Temel patlar:
Ula sen manyak misun, ne göbek
atmasi. Sırtım fena halde kaşuniyi...
Patlayrum.
SAY
Bizim küçük Temel, Okuldan bir
türlü mezun olamıyor. En sonunda
öğretmen: Oğlum seni imtihan
edeceğim. Bilirsen seni mezun
edeceğim.
Temel sevinir, sözlüye kalkar...
Hoca:
Söyle bakayım Temel, İngiltere'
yle Fransa kaç kez savaştılar?
Küçük Temel:
Alti defa savaştiler öğretmenum.
Hoca:
Aferin sana Temel, tebrik ederum,
der.
Küçük Temel, mezun oldum sevin-
ciyle hocaya bakarken, hoca:
Peki say bakalım, demez mi?
Küçük Temel:
Bir... İki... Üç... Dört... Beş... Alti.
TEMEL'İN OĞLU
Temel'in oğlu küçük Temel, okula
gittiğinde öğretmeni sorar:
Temel, baban nasıl iyi mi?
Küçük Temel:
Öğretmenum, babam dün akşam
banyo küvetine girdi, uyudi kaldi
oriya...
Öğretmen şaşkın:
Uyudu mu? Desene sular evi bastı, ev mahvoldu...
Küçük Temel sakin:
Yooo öğretmenum öyle olmadi, çünki babam ağzı açuk uyur...
BİZ BUNU İSTEMEDİK Kİ
Iki boyaci olan Temel (kisa boylu)
ile Idris (uzun boylu), bir bayrak
diregi boyama isini almislar. Bu is ic
in ne kadar boya alacaklarini
hesaplamak icin diregi olcmeye
calismislar. Capini olcmek
kolay olmus ama yuksekligi??
Onu olcmek
omuzlarina
cikmis ama diregin tam tepesine u
lasamamis. Idris;
'Ben senden uzun boyluyum.
Bir de ben deneyim' deyip
Temel'in omuzlarina cikmis ama
gene ayni sonuc... Oturup ne
yapacaklarini dusunurken yan-
larina iriyari bir adam yaklasip
ne yaptiklarini sormus. Temel'le
Idris sorunu anlattiktan sonra,
adam diregi yerden guc bela
sokup yere yatirmis. Boyunu
olcup tekrar yerine diktikten
sonra yoluna devam etmis.
Gittikten sonra Idris'le Temel
bakisip gulusmusler:
'Aptal herife bak! Biz ona
yuksekligini sorduk o bize
uzunlugunu verdi.'
TEMEL MODAYA UYARSA
Bizim temel bi yerden duymus,
es degistirme moda diye!
Ula Dursun demis.. 'Es
degistirmek pek bi modaymis,
hadi bu gece biz de degistirelim...'
'Tamam demis Dursun...'
O gece Temel'lerin yatak odasi:
'Ula Dursun, bizim karilar su
anda ne yapiyor acaba?'
PROPAGANDA
Temel secimlerde aday olmus,
buyuk kalabaliga karsi konusma
yapacak, hazirlanmis, kursuye
cikmis. Cebindeki kagidi aramis
bulamamis. Bunun uzerine sec
menlere seyle seslenmis:
Sevgili hemsehrularim, puraya
celirkeen neler soyleyecegimu pir
Allah pir de pen pileydum, simdi
ise sadece Allah piliy.
TEMEL HIZ AYARINDA
Temel Amerika'ya gitmis.
Orada araba kullanirken
yandaki yazilari okumaya baslamis.
'Speed Limit 80'
Temel hizini 80'e ayarlamis.
'Speed Limit 60'
Temel hizini 60'e ayarlamis.
'Speed Limit 40'
Temel hizini 40'a ayarlamis.
'Speed Limit 20'
Temel hizini 20'ye getirmis.
Bu arada da iyice sinirlenmis.
Daha sonra bir tabela daha gormus.
'WELCOME TO SPEED LİMİT'.
NEYE BASIYOR?
Temel, kahvehanede arka-
daşlarına av maceralarını
anlatmaktadır:
Geçenlerde ormana ava
gittum. Birden bi ayi ile
karşulaştum. Tüfeği atıp
kaçmağa başladum. O
da beni kovalamaya başladi.
Tam ayinun nefesini ensemde
hissettuğum anda ayi kayup
yere düşti. Bu durumu fırsat
bilip arayi açmağa çaliştu
Ama ayi gene peşima düşti.
Gene tam nefesini ensemde
hissettuğum anda ayi tekrar
kayup yere düşti. Ben tekrar
arayi açmağa çalıştum.
O arada Dursun, dayanamayarak
sorar:
Ula Temel, çok cesaretli
adamsun. Ben senun yerinde
olsam, altuma ederdum.
Temel atılmış:
Ula sen ayinun neye basup
kayduğunu zannedeysun?
KİMİNLE EVLİ?
Mahkemede hakim, Temel'e
sormuş:
Kiminle evlisin?
Bizum kariylan!
Hakim sinirlenmiş:
E, herhalde, sen hiç erkekle
evlenen duydun mu?
Duydum tabi, nasil duymadum!..
Kimmiş?
Bizum kari.
ANNESİNDEN TEMEL'E MEKTUP
"Sevgili oğlum Temel... Senin
hızlı okuyamadığını bildiğim
için mektubu yavaş yavaş
yazıyorum... Artık senin büyük
şehre gittiğin sırada yaşadığımız
evde yaşamıyoruz. Baban bir
gazetede, "İnsanların başına
genellikle evlerinin iki kilometre
civarındaki bölgelerde kaza
geldiğini" okumuş; o yüzden
taşındık...Sana yeni adresi
veremiyorum,çünkü yeni
evimizde bizden önce oturan
hemşehrilerimiz, taşınınca
adresleri değişmesin diye
kapı numarasını söküp
götürmüşler...
Bu evde garip bir çamaşır
makinası var. Geçen gün
içine dört gömlek koydum,
çalıştırmak için duvardaki
zinciri çektiğimden beri
bir daha gömlekleri göremedim.
Geçen hafta sadece iki
kez yağmur yağdı. İlki üç
gün, ikincisi ise dört gün sürdü...
Benden istediğin yeleği
postaya verdim. Ancak,
halan 'o koca düğmelerle
paket çok ağır olur' deyince
düğmeleri kopartıp yeleğin
cebine koyduk. Orada bulabilirsin...
Not: Sana biraz da para
gönderecektim, ama zarf
ı bir kere yapıştırmış bulundum...
Sevgiler... Annen"
HERKES BİLİYOR
Temel, Paris'te bir dükkâna girmiş.
Bakmış, dükkânın bir köşesinde
harika bir papağan... Hayran
hayran seyrederken, dükkân
sahibi yanına gelip, "Bu harika
bir kuştur, karşısına geçene
bakar ve ona nasıl birisi olduğunu
söyler" demiş. Temel, papağanın
karşısına geçer geçmez, kuş
"Sen aptalsın" demiş. Temel,
papağanı satın almak istemiş,
ancak adam satılık olmadığını
söylemiş. Bunun üzerine Temel,
papağanın yumurtalarından rica
etmiş. Adam, "yarın gelin verelim"
demiş. Ertesi gün gittiğinde
Temel'e üç tane yumurta vermiş.
Temel derhal Trabzon'a dönmüş,
eşdost, akraba, komşu kim varsa
toplamış ve papağanın özelliklerini
anlattıktan sonra, gururla yumurtaları
göstermiş ve hep birlikte yumurtaları
kuluçkaya yatırmışlar. Bir süre sonra,
yumurtalardan birisi çatlamış ve içinden
normal bir tavuk civcivi çıkmış. Bir anlam
verememişler. Fakat, ikincisinden bir
bıldırcın, üçüncüden de keklik çıkınca,
Temel'in tepesi atmış. Uçağa atladığı
gibi varmış Paris'e, dükkânı bulmuş,
dalmış içeriye... Papağan, Temeli
görür görmez, "Sen salaksın" demiş.
Temel daha da kızmış ve "Ula baa bak"
demiş, "benum salak olduğumi burda
bi sen bileyisun, ama senun orosbi
olduğuni Tirabizonda cümle âlem bilıyi".
> >>Cem BOYNER aşağıdaki fıkrayı tüm çalışanlarına
> göndermiş...
> >>
> >>
> >>Doğu illerindeki bir ağanın en büyük zevki, kar
> üzerine çişiyle
> >>imzasını
> >>atmakmış. Bu nedenle kar yağmaya başladığı andan
> itibaren
> >>köyde
> >>hayvanlar dahil hiç kimse sokağa çıkamazmış. Kar
> biraz
> >>kalınlaşınca, ağa
> >>sırtına kürkünü giyer ve köy meydanına gelirmiş.
> Yanında da en
> >>yakın
> >>yardımcısı Haso. Ağa sırtını köye doğru döner
> sonra sorarmış: -"Ula
> >>Hasso,
> >>ahali bakiy mi?" Hasso cevap verirmiş: -"Evet
> ağam, hepisi de bir
> >>olmuş,
> >>pencerelerden bakir." Ağa çisiyle karın üzerine
> imzasını atarmış
> >>"Abdullah
> >>Cizrelioglu".
> >>Sonrada bir nokta koyarmış ve sorarmış:
> -"Hala bakirler mi?"
> >>-"He ağam, hem bakirler hem de çılgın gibim
> alkıslirler." Her sene
> >>ayni
> >>tören sürermiş. Aradan 7 yıl geçmiş. Ağa yine, kar
> >>tuttuktan sonra, çıkmış köy meydanına. Sormuş
> Hasso'ya: -"Ahali
> >>bakir mi?"
> >>-"He ağam, bakirler, köpekler, kediler bile
> camdadır." Ağa
> >>"Abdullah" diye adini , arkasından "Cizrelioglu"
> diye soyadını
> >>yazmaya
> >>başlamış ki; kalakalmış, çünkü yaş gereği prostat.
> Halka rezil
> >>olmak var.
> >>Alçak sesle Hasso'ya sormuş: "Bakirler mi?" -"He
> ağam, bakirler de,
> >>sen ne
> >>diye durdin öyle?" Ağa çaresiz: -"Ula gel yanıma,
> arkanı dön
> >>ahaliye,
> >>tamamla şunu." diye emretmis. Hasso bir an durmuş,
> sonra çişini
> >>yapmaya
> >>hazırlanmış ve ağanın kulağına eğilip : -"Ağam"
> demiş, "Kırk yıldır
>
> >>kafama
> >>vurdin, salak dedin, sırtıma vurdin aptal dedin.
> Ha bu kulun
> >>okumayi
> >>yazmayi sökemedi ki, ucuni tut da yazının devamını
> sen yaz."
> >>
> >>
> >>BİRLİKTE ÇALIŞTIKLARINIZI EĞİTMEZSENIZ .
> >>TUTACAĞINIZ GÜN YAKINDIR.:))
>
HOSTES
Bir uçakta pilot aniden hostesleri çağırmış ve demiş ki:
'Uçak düşmek üzere. Tüm yolculara atlamalarını söyleyin.Şu anda deniz üzerindeyiz ve denize çok yakın uçuyorum,atlarlarsa kurtulma şansları var, ama atlamazlarsa herkes ölecek!!!'
Tabii, böyle bir şeyi insanlara yaptırmak çok zor.Hosteslerden en akıllısı düşünmüş taşınmış, 'Herkese uygun bir dille anlatılırsa uçaktan atlamaları sağlanır.' diye karar vermiş ve
ilk olarak Amerikalı kafilenin yanına gitmiş:'Sayın yolcularımız; üzerinde bulunduğumuz alanJaponlar'ın araştırma laboratuarlarıyla kaplı. Eğer oraya ulaşırsanız tüm Japon teknolojisi sırlarını kaparsınız!' Bütün Amerikalılar koşarak çıkışa gitmişler ve atlamışlar;
Sonra hostes İngilizler'e yönelmiş: 'Sayın yolcularımız, şu anda dünyanın en geniş ve verimli sömürgeleri üzerindeyiz; eğer hemen el koyarsanız sonsuza dek sizin olurlar!'Bütün İngilizler hevesle atlamışlar.
Sıra Fransızlar'a gelmiş. Hostes: 'Bayanlar baylar, affedersinizrahatsız ediyorum; fakat rica etsem uçaktan atlar mısınız? Şimdiden teşekkür ederim.' demiş. Fransızlar:'Tabii, mersi!' deyip sırayla atlamışlar!
Hostes bu kez Almanlar'a yönelmiş: 'Atlayın aşağı çabuk!' diye bağırmış. Alman kafile 'Heil!' diyerek atlamış.
Veee sıra gelmiş Türkler'eee. Hostes yandan yandan gülümseyerek ve koltuğa hafif dayanarak şöyle demiş: 'Siz var ya... Buradan hayatta atlayamazsınız!!!'