Tasarim Adina Hersey Burda
 
  Ana Sayfa
  üye girisi
  Canli Radyo Tv
  Web Cat msn-aim-yahoo
  Video izle
  Oyun
  Üye Ol
  Haberler
  Rüya Tabirleri
  Fikralar
  Resim Bölümü
  Stilistlik Ders Notlari
  Kulağa küpe olacak hazır cevaplar
  Mevlana Celalettin Rumi
  özel
  Onlione İngilizce Türkce Sözlük
  Mp3 Dinle
  İslamiyet
  Aşkların Ölümü { Charles Baudelaire}
  Gerekli Linkler
  İbretlik
  Annemin yalnızca bir gözü vardı.
  Sitrese Karşı Korunmma
  Aşk'ta Ve Evlilikte Mutlu Olmak İçin Altın Kurallar
  HZ. SÜLEYMAN (a.s) İLE KARINCA
  Kırmızı Başlıklı Kız" masalını bir de kurdun ağzından dinleyelim
  Kayserili hırsız
  İslam'da Selamlaşmanın Önemi
  Kahve Teneleri
  Alkol Kanser Riskini Arttırıyor
  herkes kendi hikayesini yazar
  CAN..
  Yetmezmi
  Bir adam Hz. Ali'ye geldi
  Sevgi Üzerine
  Bekar bırakan 5 aşk hatası
  Dadaşca Sevmek
  Bilgisayar Terimlerinin Osmanlıca Mealleri
  Mükemmel ilişkinin 20 bilimsel sırrı
  Yaşamınızı Sevgi İle Doldurun
  Armudun İyisini Ayılar Yerler
  Hayırsız evlatlar için
  Karakteriniz Kaderinizdir...
  Sevgili Peygamberim
  KÖR KUYU‏
  ERKEKLER EVLİLİK YILDÖNÜMLERİNİ HATIRLAR MI???
  Can Yücel'den
  Diplomasi boyle birsey
  Şeytan ve Kadın
  3. Hikaye
  inşaat ustası
  Video Klipler
  Kim Yazmışsa Güzel Yazmış
  SEN ÇOK YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA
  Atatürk Mustafa'yı görse!
  Bu genc arkadas
  Şehitlerimize Fatiha
  Babası öldü. Yetim Büyüdü
  HIRİSTİYANLIKTAKİ PUTPERESTLİK
  Deneme Sayfası
Fikralar

VERGİ
Bizim Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır... 
Devletin topladığı vergi 
dağılımını tartışırlar... Konuşmacılardan biri Amerikalı, 
biri Avrupalı, biri de Temel.. 
Ortaya bir fikir atılır... Halktan toplanan vergiler nasıl 
dağılım yapılacak. Amerikan 
vatandaşı söz alır:
Bizim Amerika’da önce yere bir çizgi çizeriz ve sonra 
topladığımız vergileri havaya 
atarız... Çizginin soluna düşen paraları halka hizmet 
olarak geri veririz, sağ tarafta 
kalan devlete kalır, yatırım yaparız... Derken Avrupalı 
söz alır ve:  Bizim Avrupa’da 
başka ama ona benzer bir uygulama yaparız... Önce 
yere bir daire çizeriz... Halktan 
toplanan vergileri havaya atarız. Dairenin dışında kalan 
halka hizmet olarak geri döner, 
dairenin içine düşenleri devlet harcamalarına kullanırız... 
Sıra bizim Temel’e gelir ve 
başlar anlatmaya: Ula uşaklar ne güzel anlattunuz. 
Keşke bizda sizun çirkefluklerunuzi 
değil da habu çalışkanluğunuzi alsak... İnanun bizum 
öyle bir uygulamamız yok... Bizde 
daha kısa oluyi... Bi kere öyle yere çizgi çizmezuk... 
Bizde hükümet halktan toplar 
vergileri... Atar havaya. Yere düşenleri kendilerine 
harcama yaparlar... Havaya kalanlar 
halka hizmet olarak geri döner...


GEÇİM ÇARESİ
Siyasiler boş yere kavga ederse ekonomi de 
vatandaşa kalır... Temel, Dursun ve İdris’in 
parasızlıkları canlarına tak eder. Bir taraftan 
işsizlik bir taraftan geleceği kapkara bir 
siyaset... Ekonomi ve enflasyonu bırakan 
siyasiler devamlı kavga ederler... Bunlar da 
oturur geleceğimizi, yani ekonomi, işsizlik 
nasıl çözülür onu tartışırlar. İdris söz alır:
 Uşaklar ben en hızlı kalkunmanun yolini 
buldum... Bi uçak filosu yolliyalum. New 
York’i bombaliyalum... Sora da Amerika bize 
atom atar. Teslim oluruk. Sora da Japonya 
gibi çikaruk ortaya aha zengin oldun... Dursun 
atılır: Ula daha kolayi varken öyle niye 
edeyruk... En iyisi Amerika’ya savaş ilan
 edelum Beşinci Filo oriya çıkarma yapar... 
Savaşı kaybederuk... Ardından Almanya 
gibi ortaya çikaruk aha zenginsun. Sonunda 
Temel atılır, kafasını kaşır ve: Ula uşaklar 
ya savaşi biz kazanursak, oni hiç hesap 
etmedunuz...


MÜTEAHHİT TEMEL
Bizim Temel, Amerikalı ve İngiliz’le telefon 
direği dikme ihalesine girmiş. Müdür şöyle 
bir öneri getirmiş:Hepiniz aynı teklifi verdiniz 
ama bizim için sürat önemli. Bir yarışma 
yapalım, kim daha çok direk dikerse ihaleyi
 o alacak...Üçüne de 5 saat süre ve yeterince 
direk verilmiş. Amerikalı 40, İngiliz 50, Temel 
de sadece 4 direk dikmiş. Müdür kızmış:
Nasıl olur, bak diğerleri bir sürü direk dikmiş...
Mudür bey siz onların diktuğu direkleri 
görmedunuz... Nerdeyse tamami dişarda...



KAPLUMBAĞA TEMEL
Dört kaplumbağa, pikniğe çıkmaya karar vermiş. 
Erzakları hazırlayıp; bir yıl, iki yıl, beş, 
on yıl derken, otuz yıl sonra piknik yerine varmışlar.
 Gazozları, yiyecekleri, herşeyi ortaya 
çıkarmışlar. Bir bakmışlar gazoz açacağı yok. 
Tek çözüm, birinin eve gidip açacağı alıp 
gelmesi. Görev, içlerinde en küçük kaplumbağa 
olan Temel'e düşmüş. Genç kaplumbağa:
Ben gelene kadar buradaki yiyeceklere dokun-
mazsanız giderim... Diğerleri bunu kabul 
etmiş. Temel, yola çıkmış; bir,iki, on, yirmi yıl
 geçmiş. Bu arada, yaşlı kaplumbağalardan 
biri fenalaşmış. Arkadaşları ne yapsa faydasız, 
son bir dileği olup olmadığını sormuşlar:
Gerçi genç kaplumbağaya söz verdik ama, 
şuradaki sarmalardan bir tanesini yesem olur 
mu?...Elbette...Diyerek, sarmalardan birini 
vermişler. Tam ağzına atacağı sırada, genç 
Temel, çalıların arasından fırlamış:Gitmiyorum 
işte, gitmiyorum...
- Paluklar neden konuşmiyi temelciğum - 
Paşini akvaryuma sok anlarsin,Fadimeciğum




Temel'in 8 tane çocuğu varmış. Ama hepsi 
de birbirinden salak, geri zekalıymış. Temel 
ve karısı Fadime doktora gitmişler, durumu 
anlatmışlar. Böyle böyle biz artık çocuk 
istemiyoruz demişler. Doktor bunlara 1
-2 kutu prezervatif vermiş. Nasıl kullanıla-
cağını falan anlatıp yollamış. Neyse bunlar 
kullana kullana bir gün prezervatifleri kalmamış. 
Temel kara kara düşünmeye başlamış . Ne 
yapsak 
ne etsek diye Fadime " Dur ben sana dantelden 
örüvereyim demiş." Ölçüyü falan almış 1
-2 gün içinde örmüş. Aradan 9 ay geçmiş. Temel 
ile Fadime nin 1 çocukları daha olmuş . Zamanla 
çocuk büyümüş, 9-10 yaşlarına gelmiş. Ama nasıl 
bir çocuk zeki mi zeki, fırlama 
mı fırlama . Önceki 8 ine hiç benzemiyor. Tüm 
sınavlarda birinci, sporda tüm şehrin en iyisi, 
köyün en zeki, en atılgan çocuğu olmuş. Bir 
gün Temel kahvede otururken sormuşlar. " 
Ya Temel senin 9 çocuğun 8'i deli mi deli 
bu sonuncusu nasıl oluyor da bu kadar 
akıllı oluyor? " Temel gerine gerine cevap 
vermiş. " Süzme o, süzme..!

-+-
Temel ile Fadime Köye hakim yamaca 
oturmuş, sohbet ediyorlarmış. Temel ne 
yapsakda sevişsek diye fırsat kollarken
Fadime:" Temel sağa apantisut ameliyatı 
olduğum yeri cöstereyim mi?" diye sorar.
Temel hemen kabul eder.
" He cöster." Fadime"Ha şu karşıçi sarı 
binanın içinci kati

-+-

Temel dahiliyeci olmuş ve buna bir 
gün kadının biri gelmiş, demiş ki:
-Doktor bey ne yesem onu sıçıyorum.
 Pasta yiyorum pasta cıkıyor ekmek 
yiyorum ekmek çıkıyor,demiş. Temel de :
-O zaman bok ye, demiş

-+-

Temel hayvanları araştırma konusuna 
oldukça ilgi duymaktaymış. Bir gün bu 
merakını gidermek için laboratuarını 
kurarak çalışmalara başlamış. Örnek 
hayvan olarak bir PİRE almış. Çok 
hassas aletler ile bu işe başlayan 
Temel, eline çok hassas bir neşter 
alarak pirenin ayaklarının ucundan 
biraz kesmiş ve masanın üzerine 
bırakmış ve pireye ZIPLA BAKAYIM 
diye seslenmiş, doğal olarak zıplayarak 
dolaşan bir hayvan olan pire yarım 
yamalak da olsa zıplamış, o sırada 
Temel hemen yakalayarak ayaklarının 
tamamını yontmuş ve masanın üzerine 
tekrar bırakarak seslenmeye başlamış. 
ZIPLA BAKAYIM, ULA ZIPLASANA, ZIPLA 
BE HAYVAN. Fakat ayakları kesilen pireden 
hiçbir hareket yok..... Temel hemen kalem 
kağıdı alarak raporu yazmaya başlamış. 
PİRE incelendi. SONUÇ: "PİRE'nin ayakları 
kesilince kulakları duymamaktadır

-+-

Temel bilim adamı iken bir arkeoloji 
araştırmaları konferansına davet edilir. 
Amerikalılar anlatmaya başlar;
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25
 metre aşağı indik ve telefon kabloları 
bulduk. Öyleyse bizim atalarımız asırlar 
önce telefon kullanmışlardır. Sıra 
türkiyeye gelir ve Temel başlar anlatmaya
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 
metre aşağı indik ama birşey bulamadık. 
Öyleyse atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır


-+-

Temel eczacılık fakültesini bitirmiş. 
Fakat eczane açacak parası yok, 
Girmiş bir eczaneye:
- Beyefendi sizde soğan var mı? 
Adam Temel'i başından savmış.
Temel bu durur mu? Hergün yeni 
saçma soru larla geliyormuş. 
Birgün eczacı Temel'e:
-Kardeşim senin derdin ne?
-Burayı bana sat. Eczaci kurtulmak 
icin eczaneyi satmış,birkaç gun 
sonra Eczaneyi satan adam içeri 
girmiş,Temel'e:  -Siz de soğan 
varmı? demiş... Temel adama '
biz de soğan var ama senin 
reçeten var mı?'demis
Öğretmen derste çocuklara 
sormuş:
çocuklar kim cennete gitmek 
ister Temel hariç bütün 
öğrenciler parmak kaldırır 
öğretmen Temele sorar:
temel sen niye parmak 
kaldırmıyorsun
Temel şu cevabı verir:
-annem dediki okuldan 
sonra hemen eve gel

--+--


Temel çok para kazanmış. 
Ailece lüks bir lokantaya 
gitmişler. En pahalı şarabı 
seçip ısmarlamış.
- Garson “ Hangi yıl tercih 
ederdiniz, diye sorunca,
- Temel “ Pi mahzuru yoksa 
hemen isteyrum.”

-+-

Temel ve dursun yaz tatillerinde 
Antarktika'ya gitmeye karar 
vermişler. Uzun bir yolculuktan 
sonra buzlar diyarına varmışlar. 
Bir rehber bulamadıklarından 
kendileri gezmişler uzun buz 
ovalarını. ertesi sabah bir rehberle 
anlaşarak kıtanın en güzel yerlerini 
rehber eşliğinde 
gezip merak ettiklerini soruyorlarmış.
 Bir ara Temel rehbere seslenerek
- " Pardon burada hiç beyaz kadın var 
mı ? " diye sormuş,
- Rehber "Tabiî ki var, buradaki 
kadınların yüzde doksanı beyazdır" 
demiş. - "Peki siyah kadın var mi?"
- "Eh bir kaç tane var bu civarda"
- "Pekİ siyah beyaz kadın var mı" 
rehber son derece şaşkın bir şekilde
- "Tabiî ki hayır ben hiçbir yerde 
rastlamadım böyle kadına" Cevaptan 
hiç de hoşnut kalmayan 
Temel Dursun'a dönerek
- " Ula dursun yoksa dün akşamkiler 
penguen miydi?????".

-+-

Temel Londra'ya uçakla seyahat 
ediyormuş. Uçakta her şey normal 
iken birden pilotun sesi 
duyulmuş:
- "Sayın yolcular, uçağımızdaki 4 motordan 
bir tanesi bozuldu, ama biz 3 motorla rahat iniş 
yapabiliriz" Neyse rahatlar herkes. 15 dakika 
sonra bir anons daha:
- "Sayın yolcular maalesef 1 motorumuz daha 
bozuldu ama biz 2 motorla inişi yapacağız" 
Herkes rahat ama bir anons daha gelmesinden 
korkmaktadır. 20 dakika sonra bir anons 
daha gelir:
-"Sayın yolcularımız 2 motordan biri daha bozuldu 
ama biz en iyisiyiz ve 1 motorla inişi size 
garanti ediyoruz" Herkes ohh çeker rahatlar. Temel 
ise panik içinde:
- "Uyy bu motorda bozulursa havada kalacağuz



-+-

Temel oğluna parmakların isimlerini öğretiyormuş.
"Bak uşağum bu baş, bu işaret, bu orta, 
bu yüzük ve buda serçe parmak. Anladınmı?"oğlu 
kafasını sallayarak hayır demiş.Temel bir 
kez daha anlatmış ve tekrar sormuş " anladın mı 
uşağum?".Çocuk tekrar hayır demiş.Bir 
daha, bir daha derken en sonunda çocuk anladım 
deyince, Temel elini sallayarak "bak 
bakalım bir de karıştırarak sorayım" demiş

-+-

Temel Almanya'ya işçi olarak çalışmaya gider. 
Uçaktaki koltuğunun hemen yanında dünya
 tükürük şampiyonu oturmaktadır. Adam bir 
tükürür ve tükürük Temelin kulağının yanından 
mermi gibi geçer.
- Adam: "Ben 96 olimpiyatları dünya şampiyonu 
Almanya'dan Hans" der. Temel tabi şaşırır. 
Bir müddet sonra adam bir daha tükürür ve 
tükürük Temelin kafasını sıyırarak gider.
-Hans: "Ben 2000 dünya tükürük şampiyonu 
hans"der. Temel artık dayanamaz ve Hans'ın 
suratının ortasına tükürür.
-Temel: "Daha acemiyim." der

Aslan oglu aslan

Temel askere ilk gittiği zaman komutanin 
biri askerlerin hepsini çağirarak benim adim 
aslan oğlu aslan demiş ve ismimi her geldiğim 
zaman herkese soracağim demiş ve 
gitmiş! Ve 1< 2 gün sonra gelmiş ve askerlere 
adini sormuş ve sira temele geldiği 
zaman benim ismim ne diye sormuş ve temel 
bi hayvan oğli hayvan du ama çikartamadim...

TEMEL VE KÖPEĞİ

Temel ve köpeği Karabaş trene binerler.Aynı 
kompartmandaki yolculardan biri Temel'e:
Köpeğinize dikkat edin lütfen,şu anda kocaman 
bir pirenin vücudumda dolaştığını 
hissediyorum.
Temel gayet sakin:
Uy karabaşum dikkat edesun,bu adamda ppire 
vardur,sana ta geçebulur.


İNANMAZSIN

Kadinin biri evindeki dolaptan sikayetciymis. 
Çunku yoldan otobus gecince ses cikartiyormus. 
Dolabini yaptirmak icin kocasina soylemeden 
bir tamirci cagirmis tamirci eve gelmis ve dolabi 
neresinden ses ciktigini anlamak icin dolabin 
icine girmis ve otobusun gecmesini beklemis. 
Tamirci dolaptayken eve kadinin kocasi girmis
 ve dolaptan bir sey almak icin dolabi acmis bi 
bakmis icerde bir adam. SormuŞ ne isin var 
burada diye adamda soyle cevap vermis:
 valla abi otobus bekliyorum desem inaanmassin....


UNUTKAN TEMEL

Temelde aşırı bir unutkanlık başlamış.Bu 
rahatsızlığı sebebiyle doktora gitmiş.Doktor 
Temel'e nesi olduğunu sormuş.
Temel:
son günlerde çok unutkan oldum herşeyi 
çok çabuk unutuyorum demiş.
Doktor:
hımm peki ne zamandan beri bu durum var?
Temel:
 ne durumu doktor bey?

Temel duş almaya girer, şampuanı saçlarına 
boşaltıp ovalamaya başlar. Sırtını keselemeye 
gelen annesi sorar :
Oğlum kafanı ıslatmayacak mısın ?..
Temel cevap verir : “ Yok anne bu şampuan 
kuru saçlar içinmiş...!!


-+-

Temel bir gün kahveye girmiş. Üstü başı 
yırtıkmış. Ne oldu diye sormuşlar.
-Temel: "Kaynanamı gömdük."diye cevap vermiş.
- Kahvedekiler: "İyi de bu halin ne?"
-Temel: "Biraz direndi de
FADİME FEMİNİST OLURSA
Dünya Feministler Kongresinde konuşmacılar 
görüş belirtmektedir. Amerikalı bir hanım şöyle der:
Ben iyi bir şirketin genel müdürüyüm. Artık 
alışveriş yapmaktan bıktım. Kocama "bundan 
sonra alışverişleri sen yap" dedim. Baktım, 
birinci gün oralı olmadı, ikinci gün oralı olmadı,
 üçüncü gün yaptı...
Alman konuşmacı:
Ben iyi bir şirkette üst düzey yöneticiyim. 
Bir gün kocama "ben artık bulaşıkla 
ilgilenmekten bıktım, biraz da sen yıka" 
dedim. Birinci gün yapmadı, ikinci gün 
yapmadı, baktım üçüncü gün yapmış...
Fadime kürsüye çıkmış:
Ben kendimi bildim bileli temizlikçiyim. 
Geçen gün Temel'e "ben artık çamaşır 
yıkamaktan mahvoldum, biraz da sen 
yıka" dedim. Birinci gün göremedim, 
ikinci gün göremedim, üçüncü gün 
gözüm yavaş yavaş görmeye başladı...




KIZARTMA
Bizim Temel karakolda başkomiserdir. 
Bir gün bir kadın gelir:
 Komiser bey komiser bey! Kocama 
tavuklu bezelye yapacaktım ... Ben 
onu haşlayana kadar kocamı markete
 bezelye almaya gönderdim. Gidiş o 
gidiş gelmedi... Ben ne yapacağım?
Komiser Temel kadına hiç bakmadan:
 En eyisi siz o tavuğu kizartma yapin.


3 VAMPİR

3 vampir varmış Biri alman biri ingiliz 
biriside bizim temel bunlar havada 
uçarlarken alman aşağıya inmiş 
ağzı burnu kan içinde gelmiş:
almana sormuşlar:
Neden ağzın burnun kan içinde?
Almman:
Aşağıdaki kadının kanını emdim .
ingiliz aşağıya inmiş ağzı burnu 
kan içinde gelmiş.
İngiliz'e sormuşlar:
Neden ağzın burnun kan içinde?
İngiliz:
aşağıdaki adamın kanını emdim.
Temel'de aşağıya inmiş oda ağzı
 burnu kan içinde gelmiş.
Temel'e de sormuşlar:
Neden ağzın burnun kan içinde?
Temel.
Aşağıdaki direği görüyormusunuz?
Vampirler:
Evet.
Temel:
ama ben görmedim. 
 

AYAKLARI UZUN

Temel yeni yaptığı ahırına hayvanları 
yerleştiriyormuş. Fakat sıra develere 
geldiğinde, develerin kapıdan 
geçemediğini anlamış. Başlamış
 kapının üst kısmını parçalamaya. 
Ordan geçen biri.
adam Birader napıyon sen?
temel:
Ula devenin boyni çok uzun , kapıyu 
uzatayrum
adam:
Ulan salak kapının girişindeki toprağı 
biraz kazsana..
temel:
Salak sensin da, devenin boynu uzun 
ayakları değul !!!

HOCAM TEMELE BİR ŞANS DAHA VER

35 yasini deviren Temel hala ilkokul 
diplomasini alamamistir. Ayni ogretmen 
de ona hala sans vermekte ama faydasi 
olmamaktadir. Trabzon ahalisi artik 
hocaya kizmaktadir. Bunun uzerine 
hoca Avni Aker,de kamuya acik son
 bir sinav daha yapmaya karar verir. 
Gun gelir ve sinav baslar. Hoca sorar
:2 kere 2 ne eder.
Temel dusunur dusunur ve ....5 der. 
Stadtan bir ugultu yukselir.
 Oglum heyecenlanma iyi dusun.Temel:
... 3 der. Stadtan daha yuksek bir ugultu yukselir.
 Oglum sana son bir sans daha veriyorum. 
Heyecanlanma iyi dusun.Temel:
'4!'
Stadtan:
'HOCA TEMELE BİR ŞANS DAHA VER, 
HOCA TEMELE BİR ŞANS DAHA VER!....!

BEN NE YAPIYORUM?
Bizim Temel’le Dursun Almanya’da bir 
gün arabayla gezmeye çıkarlar... Tabii 
otobandan giderken alışmışlar burda 
suratli gitmeye. Dursun tahrik eder:
 Ula bas kaza nerdeyse at arabasi 
bize yetişecek.
Temel bu durur mu. Hız sınırını çoktan 
aşmıştır. Birden yoldan çıkıp yokuştan 
aşağı ağaçların arasına paldur küldür 
giderken Dursun atılır:
 Ula ne oldi eyi giderken birden 
sallanmaya başladuk.
Temel heyecanla:
 Ula Dursun, sorma önüme bi
 köpek çikti...
Dursun:
 Ula uşağum ezseydun oni da 
geçseydun...
Temel:
 Ula ben neye uğraşıyorum 
zannedeysun...

SAĞIR KİM?
Temel doktora gitmiş:
 Doktor bey, Bizum Fadime 
sağır herhalde, sorularima 
cevap vermeyi... Karınızın 
sağırlık derecesini ölçelim.
 Siz bir soru sorun, duymaz 
ise beş adım yaklaşıp soruyu 
tekrarlayın. Ne kadar mesafede 
duyuyor bilelim.
Temel, deneme yapmak için
 eve gittiğinde Fadime'yi yemek 
yaparken bulmuş:
 Karıcuğum bugün yemekte 
ne var? Ses yok... Beş adım 
yaklaşıp bir daha sormuş. Çıt 
yok... Bir beş adım daha 
yaklaşıp yine sormuş:
 Kiz Fadime saa diyrum, yemekte 
ne var?
 Bak Temel, dördüncü kez söyliyrum, 
yemekte hamsili pilav var...
Nasa uzay üssünde yeni bir deneme 
yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar 
arasından Temel, astronot adayı 
olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça
 sıkı testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci 
bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. 
Beklenen an gelmiş ve Temel bir 
maymunla birlikte uzay mekiğine 
binerek havalanmış. Atmosfer 
aşıldıktan sonra Temel'in ilk işi; 
kendisine sıkı sıkıya söylenildiği 
gibi zarfları açıp maymunun ve 
kendisinin görev kartlarını okumak 
olmuş. Maymunun görevleri: "
Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol 
altında tutmak; her 2 saatte bir 
yörüngedeki sapmaları ayarlamak;
 füze içindeki hava basıncı, ısı,
 iletkenlik değerlerini aşağıya 
bildirmek; yakıt harcamasını ve
 motorların sırasını belirlemek..."
 diye devam ederken; okumaktan
 sıkılan Temel, kendi görev kartını 
açmış : "Maymunu iyi besle!"

-+-

Temel arabası ile Taksim Meydanında 
dönüp duruyordu. Aynı trafikçinin önünden
 beşinci defa geçerken, polis de merak 
etti ve Temel'i durdurup sordu: - Bir yeri
 mi arıyorsunuz? Niye meydanın etrafında
 dönüp duruyorsunuz? Temel: - Sol sinyal 
takıldı da..

-+-

Temel otobanda köklemiş gazı, gidiyor...
 Bakmış bir tabela: "YAVAŞLA 80 km."
 Hızını o an 80'e indirmiş Temel. Az 
sonra bir tabela daha: "YAVAŞLA 60 km." 
Temel 60'a inmiş. Merakla giderken yeniden 
bir tabela: "YAVAŞLA 40." - "Yolda çalışma 
var galiba!" deyip 40'a düşürmüş hızını. 
Epeyce sonra yine bir tabela: "YAVAŞLA 
15 km." Talimata uyarak 15 km.'ye düşmüş
 
Temel. Yolun en sağından tıngır mıngır 
gidiyor. Ama meraktan da çatlayacak. 
Uflaya puflaya bir saat daha gittikten 
sonra yeni bir tabela görmüş: "YAVAŞLA'YA
 HOŞ GELDİNİZ, NÜFUS: 2500"

-+-

Temel ile Dursun promosyonlu 
meşrubat alırlar. Meşrubatı açan 
Temel hemen kapağa bakar: - "
Tekrar deneyin." Kapağı kapatıp
 yeniden açar ve okur: - "Tekrar 
deneyin." ... ... ... En sonunda 
sinirlenen Temel: - "Ula Tursun. 
Ha punlar pizi kandıriy! İki saattir 
deneyrum hala pi şey çıkmadi."

-+-

Yeni asker olan Temel'e komutanı
 sormuş: - "Savaşta siperdesin, 
sağ taraftan düşman askeri 
geldiğini gördün. Peki ne yaparsın?"
 Temel heyecanla cevap verir: - 
"Hemen çevirir silahımı üzerlerine 
ateş açarım komutanım." Komutan 
tekrar sormuş. - "Peki, karşıdan 
geliyorsa?" - "Karşıya ateş açarım,
 komutanım." - "Arkadan geliyorsa?" 
deyince komutan, Temel dayanamamış: - 
"Komutanım, bu ordunun benden başka 
askeri yok mu?"

-+-

Temel Karayolları Müdürlüğünde işe 
alınmıştır; görevi ise yollardaki çizgileri 
çekmektir. Temel'e bir kutu boya ve fırça
 verilir. Temel çizgileri çekmeye başlar. 
Bir gün amiri gelir ve çizelgeye bakar; 
"1. gün 500 metre, 2. gün 300 metre, 3.
 gün 150 metre, 4. Gün 100 metre.." "
Temel", der "her gün gittikçe tembel-
leşiyorsun galiba?" Temel cevap verir: "
Aksine amirum daha çok çalışayrum 
lakin gün geçtikçe boya kutusundan 
daha fazla uzaklaşayrum."

-+-

Temel araba sürerken kırmızı ışıkta 





geçmiş.Tabii bunu gören polis temeli 
durdurmuş. Polis: - "Ehliyet ve ruhsat 
beyfendi!" Temel: - "Verdunuzda mi i
steysunuz.."

İngiliz, Fransız ve Laz gene beraberler.. 
İngiliz - Golf için bir sopa, bir top ve bir 
delik gerekir, bende bir sopa var. Fransız: - 
Bende de bir top var. Temel: - Ben 
oynamıyorum.
HALİNE ŞÜKRET
Dursun, çok feci bir trafik kazası geçirir... 
Koma halinde hastaneye kaldırırlar. 
Tedavi  olurken kendine gelir. Yatağında 
bakar ki bir kolu yok... Hepten morali 
bozulur,  asabileşir. Bir taraftan da 
hastaneyi birbirine katar:
Ben tek kolla nasıl yaşarım şimdi!
Diye bağırıp çağırır. Kendini hastanenin 
penceresinden atıp intihar edeceğini söyler. 
Doktorlar başına toplanır, bakarlar Dursun 
ciddi, başlarlar nasihata:
Bak evladım, insan tek kolla da yaşayabilir, 
ölmediğine şükretsene. Sonra beterin 
beteri var. Geçen yıl Temel de kaza geçirdi. 
Onun iki kolunu birden kesmek zorunda 
kalmıştık... Ama o senin gibi bağırıp, hastaneyi 
birbirine katmadı. Şimdi de gül gibi 
yaşayıp gidiyor. İnanmazsan git de bak.
Dursun, bir an sakinleşir, gider yukarı
 mahallede Temel'i bulur. Bir de bakar ki, 
Temel'in hakikaten iki kolu kesik ama, 
Temel bahçede kıvır kıvır oynuyor, hem de
 nasıl oynuyor...
Bizim Dursun'un kafası karışır ve 
hayretle Temel'e yaklaşır:
Ula Temel, eyi ki seni gördüm, 
yoksa hayatum gideyidi. Ula 
bizim bi kolumuz kesildi
 diye intihar edeceğidum. Ama 
senin, iki koli kesik vaziyette,
 hem de bi dansöz gibi 
oynamana karşı teselli oldum... 







Şu dünyanın haline bak, benum tek 
kolum kesildi 
diye intihar edecek kadar beyinsuzum,
 sense iki koli yok göbek atays
un... Derken,  Bizim Temel patlar:
Ula sen manyak misun, ne göbek 
atmasi. Sırtım fena halde kaşuniyi...
 Patlayrum.


SAY
Bizim küçük Temel, Okuldan bir
 türlü mezun olamıyor. En sonunda 
öğretmen: Oğlum seni imtihan 
edeceğim. Bilirsen seni mezun 
edeceğim.
Temel sevinir, sözlüye kalkar...
 

Hoca:
Söyle bakayım Temel, İngiltere'
















yle Fransa kaç kez savaştılar?
Küçük Temel:
Alti defa savaştiler öğretmenum.
Hoca:
Aferin sana Temel, tebrik ederum, 
der.
Küçük Temel, mezun oldum sevin-
ciyle hocaya bakarken, hoca:
Peki say bakalım, demez mi?
Küçük Temel:
Bir... İki... Üç... Dört... Beş... Alti.


TEMEL'İN OĞLU
Temel'in oğlu küçük Temel, okula 

gittiğinde öğretmeni sorar:
Temel, baban nasıl iyi mi?
Küçük Temel:
Öğretmenum, babam dün akşam 

banyo küvetine girdi, uyudi kaldi 
oriya...
Öğretmen şaşkın:
Uyudu mu? Desene sular evi bastı, ev mahvoldu...
Küçük Temel sakin:
Yooo öğretmenum öyle olmadi, çünki babam ağzı açuk uyur...

BİZ BUNU İSTEMEDİK Kİ

Iki boyaci olan Temel (kisa boylu) 
ile Idris (uzun boylu), bir bayrak 
diregi boyama isini almislar. Bu is ic

in ne kadar boya alacaklarini 
hesaplamak icin diregi olcmeye 
calismislar. Capini olcmek 
kolay olmus ama yuksekligi?? 
Onu olcmek


omuzlarina 
cikmis ama diregin tam tepesine u
lasamamis. Idris;
'Ben senden uzun boyluyum. 
Bir de ben deneyim' deyip 
Temel'in omuzlarina cikmis ama 
gene ayni sonuc... Oturup ne 
yapacaklarini dusunurken yan-
larina iriyari bir adam yaklasip
 ne yaptiklarini sormus. Temel'le 
Idris sorunu anlattiktan sonra, 
adam diregi yerden guc bela 
sokup yere yatirmis. Boyunu 
olcup tekrar yerine diktikten 
sonra yoluna devam etmis. 
Gittikten sonra Idris'le Temel 
bakisip gulusmusler:
'Aptal herife bak! Biz ona 
yuksekligini sorduk o bize 
uzunlugunu verdi.'


TEMEL MODAYA UYARSA

Bizim temel bi yerden duymus, 
es degistirme moda diye!
 Ula Dursun demis.. 'Es 
degistirmek pek bi modaymis, 
hadi bu gece biz de degistirelim...'
'Tamam demis Dursun...'
O gece Temel'lerin yatak odasi:
'Ula Dursun, bizim karilar su 
anda ne yapiyor acaba?'


PROPAGANDA

Temel secimlerde aday olmus, 
buyuk kalabaliga karsi konusma 
yapacak, hazirlanmis, kursuye 
cikmis. Cebindeki kagidi aramis 
bulamamis. Bunun uzerine sec
menlere seyle seslenmis:
 Sevgili hemsehrularim, puraya 
celirkeen neler soyleyecegimu pir 
Allah pir de pen pileydum, simdi 
ise sadece Allah piliy.


TEMEL HIZ AYARINDA

Temel Amerika'ya gitmis. 
Orada araba kullanirken 
yandaki yazilari okumaya baslamis.
'Speed Limit 80'
Temel hizini 80'e ayarlamis.
'Speed Limit 60'
Temel hizini 60'e ayarlamis.
'Speed Limit 40'
Temel hizini 40'a ayarlamis.
'Speed Limit 20'
Temel hizini 20'ye getirmis.
Bu arada da iyice sinirlenmis. 
Daha sonra bir tabela daha gormus.
'WELCOME TO SPEED LİMİT'. 

NEYE BASIYOR?
Temel, kahvehanede arka-
daşlarına av maceralarını 
anlatmaktadır:
 Geçenlerde ormana ava 
gittum. Birden bi ayi ile 
karşulaştum. Tüfeği atıp 
kaçmağa başladum. O 
da beni kovalamaya başladi. 
Tam ayinun nefesini ensemde
 hissettuğum anda ayi kayup 
yere düşti. Bu durumu fırsat 



bilip arayi açmağa çaliştu
 Ama ayi gene peşima düşti. 
Gene tam nefesini ensemde
hissettuğum anda ayi tekrar 
kayup yere düşti. Ben tekrar 
arayi açmağa çalıştum.
O arada Dursun, dayanamayarak 
sorar:
 Ula Temel, çok cesaretli 
adamsun. Ben senun yerinde 
olsam, altuma ederdum.
Temel atılmış:
 Ula sen ayinun neye basup 
kayduğunu zannedeysun?

KİMİNLE EVLİ?
Mahkemede hakim, Temel'e 
sormuş:
 Kiminle evlisin?
 Bizum kariylan!
Hakim sinirlenmiş:
 E, herhalde, sen hiç erkekle
 evlenen duydun mu?
 Duydum tabi, nasil duymadum!..
 Kimmiş?
 Bizum kari.

ANNESİNDEN TEMEL'E MEKTUP
"Sevgili oğlum Temel... Senin 
hızlı okuyamadığını bildiğim 
için mektubu yavaş yavaş 
yazıyorum... Artık senin büyük 
şehre gittiğin sırada yaşadığımız 
evde yaşamıyoruz. Baban bir 
gazetede, "İnsanların başına 
genellikle evlerinin iki kilometre 
civarındaki bölgelerde kaza 
geldiğini" okumuş; o yüzden 
taşındık...Sana yeni adresi 
veremiyorum,çünkü yeni 
evimizde bizden önce oturan 
hemşehrilerimiz, taşınınca
 adresleri değişmesin diye 
kapı numarasını söküp 
götürmüşler...
Bu evde garip bir çamaşır 
makinası var. Geçen gün 
içine dört gömlek koydum, 
çalıştırmak için duvardaki 
zinciri çektiğimden beri 
bir daha gömlekleri göremedim.
Geçen hafta sadece iki 
kez yağmur yağdı. İlki üç 
gün, ikincisi ise dört gün sürdü...
Benden istediğin yeleği 
postaya verdim. Ancak, 
halan 'o koca düğmelerle 
paket çok ağır olur' deyince 
düğmeleri kopartıp yeleğin 
cebine koyduk. Orada bulabilirsin...
Not: Sana biraz da para 
gönderecektim, ama zarf
ı bir kere yapıştırmış bulundum... 
Sevgiler... Annen"

HERKES BİLİYOR
Temel, Paris'te bir dükkâna girmiş. 
Bakmış, dükkânın bir köşesinde 
harika bir papağan... Hayran 
hayran seyrederken, dükkân 
sahibi yanına gelip, "Bu harika
 bir kuştur, karşısına geçene 
bakar ve ona nasıl birisi olduğunu 
söyler" demiş. Temel, papağanın 
karşısına geçer geçmez, kuş 
"Sen aptalsın" demiş. Temel, 
papağanı satın almak istemiş,
 ancak adam satılık olmadığını 
söylemiş. Bunun üzerine Temel,
 papağanın yumurtalarından rica 
etmiş. Adam, "yarın gelin verelim"
 demiş. Ertesi gün gittiğinde 
Temel'e üç tane yumurta vermiş. 
Temel derhal Trabzon'a dönmüş, 
eşdost, akraba, komşu kim varsa
 toplamış ve papağanın özelliklerini 
anlattıktan sonra, gururla yumurtaları 
göstermiş ve hep birlikte yumurtaları 
kuluçkaya yatırmışlar. Bir süre sonra,
 yumurtalardan birisi çatlamış ve içinden 
normal bir tavuk civcivi çıkmış. Bir anlam
 verememişler. Fakat, ikincisinden bir 
bıldırcın, üçüncüden de keklik çıkınca, 
Temel'in tepesi atmış. Uçağa atladığı 
gibi varmış Paris'e, dükkânı bulmuş, 
dalmış içeriye... Papağan, Temeli 
görür görmez, "Sen salaksın" demiş. 
Temel daha da kızmış ve "Ula baa bak" 
demiş, "benum salak olduğumi burda 
bi sen bileyisun, ama senun orosbi 
olduğuni Tirabizonda cümle âlem bilıyi".

> >>Cem BOYNER aşağıdaki fıkrayı tüm çalışanlarına
> göndermiş...
> >>
> >>
> >>Doğu illerindeki bir ağanın en büyük zevki, kar
> üzerine çişiyle
> >>imzasını
> >>atmakmış. Bu nedenle kar yağmaya başladığı andan
> itibaren
> >>köyde
> >>hayvanlar dahil hiç kimse sokağa çıkamazmış. Kar
> biraz
> >>kalınlaşınca, ağa
> >>sırtına kürkünü giyer ve köy meydanına gelirmiş.
> Yanında da en
> >>yakın
> >>yardımcısı Haso. Ağa sırtını köye doğru döner
> sonra sorarmış: -"Ula
> >>Hasso,
> >>ahali bakiy mi?" Hasso cevap verirmiş: -"Evet
> ağam, hepisi de bir
> >>olmuş,
> >>pencerelerden bakir." Ağa çisiyle karın üzerine
> imzasını atarmış
> >>"Abdullah
> >>Cizrelioglu".
> >>Sonrada bir nokta koyarmış ve sorarmış:
> -"Hala bakirler mi?"
> >>-"He ağam, hem bakirler hem de çılgın gibim
> alkıslirler." Her sene
> >>ayni
> >>tören sürermiş. Aradan 7 yıl geçmiş. Ağa yine, kar
> >>tuttuktan sonra, çıkmış köy meydanına. Sormuş
> Hasso'ya: -"Ahali
> >>bakir mi?"
> >>-"He ağam, bakirler, köpekler, kediler bile
> camdadır." Ağa
> >>"Abdullah" diye adini , arkasından "Cizrelioglu"
> diye soyadını
> >>yazmaya
> >>başlamış ki; kalakalmış, çünkü yaş gereği prostat.
> Halka rezil
> >>olmak var.
> >>Alçak sesle Hasso'ya sormuş: "Bakirler mi?" -"He
> ağam, bakirler de,
> >>sen ne
> >>diye durdin öyle?" Ağa çaresiz: -"Ula gel yanıma,
> arkanı dön
> >>ahaliye,
> >>tamamla şunu." diye emretmis. Hasso bir an durmuş,
> sonra çişini
> >>yapmaya
> >>hazırlanmış ve ağanın kulağına eğilip : -"Ağam"
> demiş, "Kırk yıldır
>
> >>kafama
> >>vurdin, salak dedin, sırtıma vurdin aptal dedin.
> Ha bu kulun
> >>okumayi
> >>yazmayi sökemedi ki, ucuni tut da yazının devamını
> sen yaz."
> >>
> >>
> >>BİRLİKTE ÇALIŞTIKLARINIZI EĞİTMEZSENIZ .
> >>TUTACAĞINIZ GÜN YAKINDIR.:))




HOSTES  
  
Bir uçakta pilot aniden hostesleri çağırmış ve demiş ki:
'Uçak düşmek üzere. Tüm yolculara atlamalarını söyleyin.Şu anda deniz üzerindeyiz ve denize çok yakın uçuyorum,atlarlarsa kurtulma şansları var, ama atlamazlarsa herkes ölecek!!!'
 
Tabii, böyle bir şeyi insanlara yaptırmak çok zor.Hosteslerden en akıllısı düşünmüş taşınmış, 'Herkese uygun bir dille anlatılırsa uçaktan atlamaları sağlanır.' diye karar vermiş ve
 
ilk olarak Amerikalı kafilenin yanına gitmiş:'Sayın yolcularımız; üzerinde bulunduğumuz alanJaponlar'ın araştırma laboratuarlarıyla kaplı. Eğer oraya ulaşırsanız tüm Japon teknolojisi sırlarını kaparsınız!' Bütün Amerikalılar koşarak çıkışa gitmişler ve atlamışlar;    
 
Sonra hostes İngilizler'e yönelmiş: 'Sayın yolcularımız, şu anda dünyanın en geniş ve verimli sömürgeleri üzerindeyiz; eğer hemen el koyarsanız sonsuza dek sizin olurlar!'Bütün İngilizler hevesle atlamışlar.  
 
Sıra Fransızlar'a gelmiş. Hostes: 'Bayanlar baylar, affedersinizrahatsız ediyorum; fakat rica etsem uçaktan atlar mısınız? Şimdiden teşekkür ederim.' demiş. Fransızlar:'Tabii, mersi!' deyip sırayla atlamışlar!    
 
Hostes bu kez Almanlar'a yönelmiş:   'Atlayın  aşağı çabuk!' diye bağırmış. Alman kafile 'Heil!' diyerek atlamış.    
 
Veee sıra gelmiş Türkler'eee. Hostes yandan yandan gülümseyerek ve koltuğa hafif dayanarak şöyle demiş: 'Siz var ya... Buradan hayatta atlayamazsınız!!!'
Günün Haberleri  
  AnaSayfam Yap

» Bu sitemizi ziyaretiniz Bilgileriniz
BiYMED Forum
 
Döviz Kurları  
   
Şans Oyunları Sonuçları  
   
Sinemalarda Bu Hafta  
 
Program Arama Motoru
 
Bugün 4 ziyaretçikişi burdaydı!
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol